30 Ağustos 2014

Masalsı Sahneleriyle; Pi'nin Yaşamı


Nasıl anlatsam, nasıl açıklasam dediğim bir filmle geldim. Çünkü film o kadar mesaj yüklü ki hangi birinden bahsetsem bilemiyorum. Benim çıkardığım mesajlar doğru mesajlar mı onu da bilmiyorum doğrusu. Balıklama girişimden anlamış olmalısınız ki yazarken telaş yaptığım bir post çünkü kendileri. O zaman öncelikle genel bilgiler ve konusundan sonra da benim yorumumdan devam edelim?


Filmimizin ismi başlıkta da yazdığı üzere Life Of Pi yani Pi'nin Yaşamı.Film Yann Martel’in 2001 yılında yazdığı ödüllü romandan bir Japon senarist, Ang Lee tarafından sinemaya aktarılmış. Mutlaka ismini duymuşsunuzdur çünkü kendinden bir hayli bahsettirmişti vizyona girdiği sıralarda. Ben de okuduğum yorumlar üzerine izlemeye karar verip oturdum ekranın karşısına.
Filmimizin ana kahramanı Pi hintli bir gençtir. Film Kanadalı bir yazarın Pi'nin yaşam öyküsünü öğrenmek üzere Pi'ye başvurmasıyla başlar. Ve Pi hikayesine başlar..


Pi o zamanlar çocuk. Kimlik bulma çabası içerisinde. Hint coğrafyasında bilirsiniz, çoğu din mevcut. Pi de bu dinleri tek tek tanımaya çalışır. Önce gidip kilisede mum diker daha sonra gelip namaz kılar ve ek olarak vejeteryandır inek eti yemez. Kısaca arar. Ve babası ona kendi doğrusunu kendi bulmasını söyler din konusnda onu kısıtlamaz. Pi'nin ailesi bir hayvanat bahçesi işletmektedir. İşler iyi gitmeyince hayvanlarını da gemiye yükleyerek başka ülkeye gitmeye karar verirler. Çıkan şiddetli fırtına sonrası gemi batar ve Pi tüm ailesini kaybeder. Peki Pi'ye ne oldu? O da bir zebra, bir sırtlan, bir orangutan ve bir kaplanla aynı filikada okyanusun ortasında kala kalmıştır. Sırtlan zebra ve orangutanı öldürünce Richard Parker isimli Bengal kaplanı ortaya çıkarak sırtlanı öldürmüştür.

Uçsuz bucaksız bir okyanus, vahşi bir kaplan ve Pi. İmkansızlığı tahmin ediyorsunuz sanırım?

Tam bu devrede Pi filikaya bir iple bağladığı kendinin sığacağı büyüklükte bir sal yaparak filikadaki su ve yiyeceklerle hayatını sürdürmeye çalışır. Ama Richard Parker açtır ve acıktıkça Pi'nin yaşamı için tehlike oluşturmaktadır. Pi evcilleştiremeyeceği bu kaplanı eğitmeye karar verir. İlkel yöntemleriyle yakaladığı balıklarla ve birkaç yöntemle Richard Parker'ı eğitmeye başlar.

Temiz suyun ve yiyeceğin tükendiği zamanlarda filika bir adaya vurur. Ada gündüzleri tüm nimetini sunarken geceleri etobur bir yiyici haline dönüşür. Bunu farkettiğinde kendi gerçeğine yol almak için adadan ayrılır. Kurtulduğunda ise Richard Parker onu arkasında bırakarak kurtulduğu adada kalmıştır.

Hikayesel kısmı böyle çok da ilgi çekici görünmüyor değil mi? Ama filmde o kadar mesaj veriliyor ki. Zaten filmin başında 'Sana Tanrı'ya inanmanı sağlayacak bir hikaye anlatacağım' cümlesi geçiyor. Ana kahraman zaten Tanrı'yı her dinde arıyor. O kaplanla kaldığında da yşadığı herşey ile, kurtuluşu ile inancı ile Tanrı'yı buluyor. Bir kaç yorum kaplanı, Pi'nin egosu (nefsi) olarak görüyor ki bence çok yerinde bir yorum. Onu evcilleştiremezsiniz ama eğitebilirsiniz mesajı aşikar. Filmin sonlarına doğru kaplan giderek zayıflıyor tabi Pi'nin nefsi de köreliyor. Din, inanç, Yaradan'ın varlığı hakkında fazlaca mesaj içeren bir film. Yani kesinlikle pişman olmazsınız.

Bir diğer harika tarafı ise masalsı sahneleri. Çekim yöntemi dolayısıyla - ben 3D izleyemesem de- sizi içine çeken görüntüler var. Hayranlıkla baktığınız. İşte sadece bazıları;


Kısaca bir çok yönden beğendiğim, izlenmesi gerektiğini düşündüğüm bir film. Daha sıkmamak adına atladığım o kadar ayrıntı var ki.. Merakınızı kurcaladıysa eğer izleyebilirsiniz^^

Şimdilik benden bu kadar pek güzellikli Şemspare okurları. Bir sonraki posta kadar sağlıcakla kalın^^


27 Ağustos 2014

*Mim - Kitaplığımdaki En İyi 10 Kitap Kapağı*

Merhabalar efenim. Yine bir mim yine ben ^^
Bu seferki mimimiz yine kitaplarla ilgili ve bu mimi bana paslayan Büş'üme kucak dolusu sevgiler^^
Gelelim mimin konusuna. Başlıktan da ayan beyan açıktır ki kitaplığımızda en beğendiğim 10 kitap kapağını yayınlayacağız.
Gönül isterdi ki hepsine ayrı fotoğraf çekeyim ama bilgisayarıma aktarma problemimden ötürü bazılarının direkt kapaklarını yayınlayacağım :)

Oradan şekilci gibi görünsem de kitap kapağı benim için fazlasıyla önemli. Hatta kapağına sevdalanıp aldığım kitaplar bi hayli fazla. O yüzden benim için biçilmiş kaftan bu mim. O zaman başlayalım.. :)


Kendileri bayağı önceden okuduğum bir kitap. Ama kapağına bayılıyorum. Hele o kabartmalı hafif parlak kısımları. Kısaca çok seviyorum çok. Kitap postu için TIK TIK!!


Ve isim babam. Bu kitabı okurken Şemspare ismine tutuldum. Hem söylerkenki ahengi hem anlamı tam benlikti. Çoğu üyelikte rumuz olarak kullandıktan sonra blog ismimi de böyle yapmaya kar verdim. Hey gidi günler duygulandım bak şuan. :)Kitap bana hediye. Yine kitaplara bön bön bakınırken 'Ay çok güzel buu!!' diye çığlığı basınca arkadaşımda unutmamış hediye almış sağolsun :) Sevgiler ona :')


Ve bir şirinlik abidesi kapak daha. Kendisi orjinal kapağın aynısı olduğu için bayağı bi para ödediler sanırım. Beğeniyorum kendisini^^ Kitap yazısı için TIK TIK!!


Kitap almaya niyetim yokken gözüme çarptı kendisi. Sonra kısa süre bakıştık. O al beni al al dedi ben olmaz dedim ama sonra cazibesine dayanamayıp aldım. Zaten Sarah Jio'nun diğer kapaklarının da hastasıyım. Gerçi Arkadya Yayınlarının işi o yüzden teşekkürüm yayınevine^^ Kitap yazısı için TIK TIK!!



Renklerin güzelliğine bakar mısınız?


Gri olanı da pembe olanı da ayrı güzel. Böyle sade ama anlamlı kapakları da ayrı seviyorum. Kitap postu için TIK TIK!!


J. Christophe GRANGE adamım olur çok seviyorum tarzını. Ve Doğan Kitap'ın kapaklarını da^^ Bunu da beğendim.


Ve yine Sarah Jio. Orjinal kapakları kadar güzel olur kendileri^^


Bu kitap kitaplığımda değil ufak bir hile yapıyorum kabul^^ Ama dediğim gibi sade kitap kapaklarını fazla çekici buluyorum. Bunu da eklemesem olmazdı.



Üç kitabının da kapakları ayrı harika ama ne yapabilirim^^ Kitap postu için TIK TIK!!

Ve bir mimin daha sonuna geldik^^ Ben de bu mimi Mim makinam UÇAY'a, Kumkumul'um Ekmek Kırıntısı'na Kitap Kurdum Seyhan'a Ve Kitap konusunda güvendiğim NABRUT'a paslıyorum. Kolay gelsin hanımlar^^


17 Ağustos 2014

Bir Kocayanak Efsanesi; You're All Surrounded


NOT: POST FAZLASIYLA UZUNDUR OKUMAYA KARARLIYSANIZ DEVAM EDİNİZ :P

Merhabalar sayfamın-blogumun mupmuhteşem takipçileri^^

Uzuuun bir aradan sonra dizi postuna geldim ben. Farkındayım yüksek dozda tembelim ama yavaştan sıyrılmaya karar verdim ruh halimden. Ve kararımın ilk meyvesi!!:)

Lee Seung Gi'ye olan apayrı ilgimden haberdar olanlar vardır. K-Drama aleminin şüphesiz en sevdiğim aktörüdür kendisi bilenler bilmeyenler anlatsın lütfen :) Ve bu güzelim dizi de Kocayanak'ımın olunca bende her hafta bölüm bekleme eziyetine katlanarak izlemeye başladım. Dizi bitti ama postu yazmak için anca harekete geçebildim :))

Kocayanak bu dizide şirin, sevilesi, hep gülücüklü, ağzı burnu mıncırılası bir karakter değil de soğuk -ki o haliyle bile fazla mıncırılası-, kabuğuna çekilmiş, idealist, mesafeli bir karakteri canlandırıyor. Korkmayın hala şebeklik yapıyor ama ben her zamanki gibi en birincim Gumiho'daki Cha Dae Woong karakterini tercih ediyorum.


Kısaca konusundan bahsedecek olursam Lee Seung Gi yani Eun Dae Gu 16 yaşında annesi gözlerinin önünde öldürülmüş bir gençtir ve annesi gözü önünde öldürülürken o sadece yatağın altından bu dehşeti izlemiştir. Ve katilin sadece sesini biliyordur. Bi' de kapının önünde bulduğu kolyeyi. Bu dehşetten sonra annesinin katilini bulmak için kendine söz vermiş ve dedektif olmuştur. Bizim burda sivil polis gibi birşey :) 16 yaşındayken annesinin ölümü bi hayli sırlıdır neden öldürüldiğü, kimin öldürdüğü bi muammadır. O zamanlar Kocayanak'a yardım eden efsane dedektif Seo Pan Suk zaten babası olmayan şimdi de annesi ölmüş olan (böyle söyleyince çok üzücü ama) yavrumuza yardım etmek ister ama annesini öldüren herkimse Dae Gu'yu da öldürmek ister. Ve Dae Gu kaçar, sırra kadem basar. Ta ki Gangnam Polis merkezinde efsane dedektif Seu Pan Suk ile çalışıncaya kadar. Ama ismini değiştirmiş ve koca adam olmuştur dolayısıyla kimsecikler tanımaz evladımızı.

Kaderin işine bakın ki 11 yıl önce tanışık olduğu memleketlisi yani toprağı :P olan Soo Sun ile aynı merkezde hatta aynı ekiptedir. Ve katili bulma, arkadaşlık, aşk, gizem çözme olayları başlar. Kısa kısa karakter açıklaması yapmak istiyorum çünkü bu dizi Kocayanak'ımın biraz farkı olsun diğer dizi postlarımdan değil mi? :))






Eun Dae Gu - Lee Seung Gi

Ve Kocayanak Bey dediğim gibi soğuk, mesafeli, idealist, kabuğuna çekilmiş bir karakterde. Dedektiflerin soğuk nevalesi. Çok gülümsemiyor dizi boyunca ama sırıtıp gamzesi Mariana Çukurumsu bir hal aldığında geri sarma tuşuna defalarca işkence eden bir hal alıyorum. Seung Gi'ler hep GÜLSÜN!! Dizi boyunca sergilediği harikemmel oyunculuğundan ve mükemmel giyim tarzından bahsetmeme gerek yok sanıyorum ki :))







Goo Ara - Oh Soo Sun

Renkli gözlü kızımız bu da. Dizi boyunca lens mi gerçek mi anlayamadığım araştırsam da net sonuç bulamadığım yaratık. Biliyorsunuz Asya ülkelerinde ne sarı ve kıvırcık saç ne renkli göz geni yok. Varsa da melezlikten gelmiş bir özellik. Sanırım bu kızımız da melez.
Göz rengi için tık tık! Herneyse magazin kısmını atlarsak bu kızımız da yıllarca uğraşmış didinmiş sonunda dedektif olmaya hak kazanmış. Ve tesadüfe bak sen 11 yıl önce annesi öldürülen memleketlisi Dea Gu ile aynı ekipte. Tabii ki bundan habersiz. Dizi boyunca sevimli bıcır bıcır bir karakter ama ben hastalıklı Shin Min Ah sevdamdan olsa gerek yine Seung Gi ile yakıştıramadım.
Özünde iyi kız aslında giyinmekten bi' haber neyseki son bölümlerde güzel giyindi birazcık :)) Oyunculuğu ise geçer not alır benden :)



Cha Seung Won - Seo Pan Suk

Meğer bu abimiz K-Drama dünyasında efsaneymiş ama ben yeni tanıştım kendisiyle. Kendisi efsane dedektif Seo Pan Suk. Çözdüğü vakalarla tarihe geçecek düzeyde çözemediği tek vaka ise Dae Gu'nun annesinin 11 yıl önce öldürüldüğü dava. Davayı çözemediği için Dae Gu tarafından pek sevilmiyor. Bana gelirsek 'az eğil de oyunculuğunun alnından öpeyim abi' diyorum. En çok güldüğüm karakter olur kendisi. Niden niden niden hiç dizisini izlemedim diye sızlanmadım değil. Bu abimizde geçmişte acılar yaşamış. Söylersem spo olur o yüzden susuyoruuuuum :)

NOT: Postu T.O.P'un bumi şakalakaları ile yazıyorum ne çok eğleniyorum. Bunu da paylaşmak istedim :')




Ahn Jae Hyeon - Park Tae Il

Bu arkadaşı Man From the Stars'tan beridir böyle bi başka seviyorum. Burada da çok çok çok mıncırılası. Man From the Stars'taki ergenden karizmatik, görenin ve benim dönüp baktığı(mız) bir dedektife dönüşmüştür. Bu evladımızın da sırları vardır. Olmaz söylemem. Zorlamayın valla söylemem. Hayır diyorum ısrar etmeyin :P






Park Jung Min - Ji Gook

Dizinin şebeği. Trafik kısmında kadro olmadığı için dedektif olmuş siz düşünün gerisini :) Gook ve yukarıdaki üç evlat Seo Pan Suk'un çaylak ekibini oluşturur ve olaylar olaylar... :)






Seo Yi Sook - Kang Seok Soon


Başkomiser madam olur kendileri. Dae Gu'ya yetimhneden beri manevi annelik yapmıştır. Ve Koreli hanım-bayan-kadın'ların nasıl yaşlanmadığını bir Osmanlı tokatı misali şlak seslendirmesiyle suratımıza indiriyor. Ne yiyip ne içiyor Allah aşkına bunlar hayır bilelim yani :) Bu saygıdeğer ablamızın da herkesin olduğu gibi sırları vardır. I-ıh söylemem.




Jeong Dong Hwan - Yoo Moon Bae

The Heirs'in kötü babası burda da yine kötü karakter. Hatta şirret bir yaşlı. Yaşına hürmet üsluplu sövdüm ama kafası asfalta sürtülüp kıvılcım çıkarttırılacak cinsten. Yine yaşına hürmeten susuyorum. Eski başkomiser yeni milletvekili, kirli oyunların agası.




Moon Hee Kyung - Yoo Ae Yeon

Daha demin yukardaki dedeye laf ettim değil mi? Hah işte bu ablaya o laflardan X 464163484. O derece sinir bozucu bir yaratık. Tam bir kötü karakter suratına sahip zaten kendileri. Ama rolünün hakkını vermiş çünkü kadını izlerken sinirlerim hopluyor. Pis egoist!!






Kısaca ana karakterler böyle.
Gelelim naçizane yorumuma. Lee Seung Gi yine yine yine yine yine muh te şem di. Adam kesinlikle proje seçmeyi çok iyi biliyor. E bu projede de çok kaliteli isimler olunca tadından yenmez oluyor. Ama diyorsanız ki ben aşk kokan bir dizi izlemek istiyorum sakince farenizi X işaretine tıklatmanızı isteyeceğim. Çünkü bu dizide aşk bayağı bayağı arkaplanda. Daha çok cinayetin ve sırların çözülmesine yer verilmiş. Ekşınlı yani :)) Kesinlikle çok kaliteliydi. Final gelecek olursam vay beee demesem de çoğu finalden daha iyiydi en azından şuna noldu ya demiyorsunuz. O yüzden izleyesem mi acaba tereddütünde kalanlar atlayın diyorum :))

Ve giflerle sizlere el sallıyorum :) Kendinize çok çok çok çok çok iyi bakınız!! :) Sağlıcakla!



LEE SEUNG Gİ GÜLSÜN!!

*Not: gifler, fotolar alıntıdır :)

8 Ağustos 2014

EXO-L'in Gücü Adına!! ♥


Mutluluktan gözleri dolmuş hatta klavyesine pıtır pıtır damlalar dökülmüş fangirle kulak verin:

Tarih 5 Ağustos 2014

Kris'in gidişi, Baek'in skandalı derken yorulan biz fanlar her zaman ki gibi tivitler atıp, Kris ne yapmış, Luhan ne yemiş, Kai ne giymiş, Yeol ne demiş? gibi rutin işlerimizle ilgilenirken bir adet video ile galaksimize güneş doğdu.
Gelen en ufak IG güncellemesinde bayram eden fandom bu video ile kaptı mendilleri halaya çıktı. Gerçekten abartmıyorum ben dahil çoğu EXO-L'in böyle olduğunu düşünüyorum.


Peki bu video ne diyor? Videoda iki yıldır fandom ismi belli olmayan EXO'muzun artık bir fandom isminin olduğu ve bu fandom isminin EXO-L olduğu lidomuz ve diğer cânım üyeler tarafından haber veriliyor. Evet iki senedir kah EXOTIC kah EXOSTAN diyorduk kendimize. Ama artık resmen bir fandom ismimiz var e hadi halaya o zaman?

Ve bizi çocuklarımınızın mürüvvetini görmüşçesine sevindiren video**;




Öncelikle videoyu çeviren EXO Turkey ekibine teşekkürü bir borç biliyorum sağolsunlar her ayrıntıdan bizi haberdar ediyorlar^^
Ve bu videodan sonra EXO'nun resmi fandom sitesi exo-l.smtown.com adresine tabiri caizse abanıldı. Giremeyenler, girebilenler, runtime error damgası yiyenler derken bayağı bir üstüne gidildi yani sitenin. Sonuç olarak bakıma bile girdi düşünün EXO-L'lerin gücünü ^^



Peki EXO-L ne alaka?

İlk duyduğumda hayırdır yahu desemde sonradan böyle sevip sevip cebimde saklayasım var fandom ismimizi. Çünkü fazlaca anlamlı bir isim.

1. L harfi alfabede K ve M harflerinin arasında yer alıyor. Böylece EXO-L, EXO-K ve EXO-M'in arasında onları kucaklayan bir fandom.

2. EXO-LOVE'ın kısaltılmış versiyonu. Yani her halükarda EXO=AŞK

3. L harfi ingiliz alfabesinde 12. harf. Bu da tam olarak bir WE ARE ONE!!

Yazarken bile sırıtıyorum siz düşünün tüm fandomun halini. Ve bence bu isim EXOticten de EXOstandan da çok daha anlamlı.

Ve gelelim EXO-L'in sitesi ne işe yarayacak?*

• EXO'yla chat yapabilirsiniz (Ayda bir kere)
• EXO'nun yayın ve benzeri etkinliklerine öncelikli giriş hakkı
• Resmi EXO ürünleri satışa sunulduğunda EXO-L websitesi satın almanıza olanak sağlar
• Fan klübü üyesi olarak EXO'nun yurtdışı performanslarına katılma şansı (Başvuranların maksimum sayıya ulaştığında katılacaklar rastgele seçilir)

Üyelik kayıt periyodu 5 Ağustos 2014 ile 4 Eylül 2014 süreci boyunca özel chat zamanları ve EXO üyeleri tarafından hazırlanmış quizler olacak.

Ve ben resmi bir EXO-L miyim? KOCAMAN BİR HAYIR! Çünkü hala onay mesajının gelmesini bekliyorum! Sayın SM duy sesimi lütfen -.-

Fondom ismini bulmuş masum EXO-L:




Ve üyelerin verdiği ve kimi çok önceden kimi yeni EXO-L pozları;


*Bilgi EXO Turkey sayfasından alıntıdır.
** Video EXO Turkey ekibinin çevirisidir.


Ve kapanış.. Bir sonraki posta kadar sağlıcakla kalın^^

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...