30 Eylül 2014

Aşık Olunası It's Okay, That's Love Ostları ve Minnak Dizi Yorumu~




Bugün her blogda mutlaka postunu gördüğüm dizimize bir post da ben ekleyeceğim. Ama ben biraz farklı taraftan yorumlayacağım dizimizi. Uzun uzun yorumlamak istemiyorum sadece aşırı aşırısı beğendiğim ostlarını burada paylaşacağım. Eh birazcık da küçücük, miniminnacık yorum yapacağım. Kabul?

Evet  malumunuz dizimiz ortalığı yıktı geçti. Bitirmek için biraz geç kalsam da biraz önce finali yapıp yüzümde fazlasıyla memnun bir ifadeyle yazıyorum size bu postu. Mini minnacık yorumuma şuan başlıyorum. Eskisi kadar fazla K-Drama izlemediğim için dönemin dizilerinden pek haberdar değilim ama bu dizi beni gerçekten tatmin etti. Açıkça söyleyeyim diziye başlama sebebim Kyungsoo'ydu ama sonra bambaşka bir hal alarak Jo In Sung'a fangörllük yapmaya başladım. Zaten Gong Hyo Jin çok sevdiğim bir oyuncu, kadın her rolün altından istisnasız olarak  mükemmel bir şekilde  kalkıyor. Dizide de beni en çok ağlatan kişiydi kendileri. O kadar içten ağlıyordu ki tutamadım ben de kendimi. Jo In Sung'u ise tam olarak 'Eğil de abi gülüşünden, oyunculuğundan öpeyim' diyerek izledim. Çok iyiydi bu ikili. Ki ayrıca yan rollerde fazlasıyla başarılıydı hiç bir oyuncu gereksiz değildi. Fazlasıyla beğendim kısaca.



Hep acıların çocuğu yapıyosunuz bu yavrumu ama!


Gelelim minnak evladım D.O'ya. kendisinin ilk projesi olmasına rağmen objektif olarak söylüyorum ki çok iyi iş çıkarmış. Tepkileri, mimikleri, ağlama sahneleri, çenesinin titreyişi... O kadar iyiydi ki izlerken hem fangörllük içgüdülerim tavan yapıyor hem de hayretten hayrete koşuyordum.  O ağlamaklı hallerini gördükçe  için yandı resmen.Alkış alalım Kyungsoo'muza :)




Dizideki bir diğer çiftimiz zürafamız Kwang Soo ve ismini bilmediğim kızımız. Bu arada söylemeden geçemeyeceğim bu kız feci güzeldi. Yani izlerken maşallah yaa demekten kendimi alamadım. Ve bu çift de inanılmaz şirinlerdi. Kwang Soo'yu zaten fazlasıyla severim, rolün altından da çok güzel kalkmış. Velhasıl kelam dizi benden 10 puan üstünden 9,3 alır :) Benim tekrar izlenebilecekler listeme çoktan girdi. Çok kaliteli bir yapımdı. Ah şimdiden neden bitti ama modlarına girdim. Minnak yorum sona erdi. Çok minnak değil mi? :)



Veee ostlar. Hiç abartmıyorum dizinin o kadar güzel ostları var ki. Zaten K-Dramanın en sevdiğim yönlerinden birisi de dizi için yayınlanan ostlar. Resmen hazine. Ve bu dizimizin de çoğu ostunu dinleme listeme kaydettim. İşte o aşık olunası ostlar;




Chen.... Ah Chen neden Chen'sin sen? Bir EXO-L düşünün Kyungsoo'yu izlerken arkadan Chen'in sesini dinliyor. Sonra da mutluluktan ölüyor. Zaten Chen'in sesine aşık olan ben osta da aşık olunca replay tuşu aşındı resmen aşındı.



Ve bir Davichi klasiği. Grubu bilenler bilir zaten fazlasıyla kalitelidir yapımları. Bu ost da tam gözler kapalı dinlenilecek cinsten. İç çeke çeke dinlediklerimden. Çok güzel...




Dizi boyunca en çok duyulan ost. İnsan bu güzel şarkıların bir dizi için yapıldığına inanamıyor doğrusu. Yine çok sevdiğim bir ost olur kendileri. 




Ayy bu ost!! Çocuğun sesini nedense Onew'a benzetiyorum dinledikçe bir gülümsüyorum falan. Enerji veren, sıcacık bir ost bu da. Tam dinlemelik!! I feel i love you dırırırrımmm :)




Sakin.. Dingin.. Güzel...




Genellikle sakin, sessiz ostları var. Bu da onlardan birisi. Tam böyle kulaklığı takıp kitap okumalık, ya da gözleri kapatıp düşünmelik. Yapmıyor değilim söylediklerimi :)


Benin en beğendiklerim bunlar. Ost olarak geçmeyen ama kullanılan bazı yabancı parçalar var onları da buldukça eklemeyi düşünüyorum. 


Bir sonraki posta kadar sağlıcakla kalın!! :)

26 Eylül 2014

Teşekkür Ederim...





Balkona çıkıyorum, malum çamaşırlar toplanacak, söyleniyorum her zamanki gibi. Hiç memnun değilim halimden, böyle bir mutsuzluk var yakamda. Sonra mutfaktan annemin, babamın sesi geliyor, yemek yiyorlar. Buna kardeşimin kahkahası ekleniyor. Dışarıda nefis bir hava var. Güneş tam batmak üzere, en sevdiğim kızıllık. Çamaşırlar mis gibi kokmuş. Sonra diyorum ki ne haddime benim memnun olmamak? Ne haddime bu kadar nimetin arasında 'ÖMÖ BÖN ÇÖK MÖTSÖZÖM' demek.

Başkalarının kötü durumda oluşunu görüp de şükretmenin akla gelmesi daima sinirimi bozmuştur benim. Her zaman şükretmeyi bilmeli insan, sadece kötü bir durumla karşı karşıya kaldığında değil. Ama insanız işte, unutmak fıtratta var. Unutuyoruz, unutuyorum.

Teşekkür ederim Allah'ım, mutfaktan sesleri gelen, bana kol kanat gerecek bir anne-babaya sahip olduğum için,
Teşekkür ederim Allah'ım, küçük kardeşimin kahkahaları için,
Teşekkür ederim Allah'ım, mutfakta yedikleri, verdiğin nimetler için,
Teşekkür ederim Allah'ım, şuan karşımda duran güneş için,
Teşekkür ederim Allah'ım, bu güneşi görebildiğim gözler için,
Teşekkür ederim Allah'ım, çamaşırların kokusunu içime çekecek bir buruna sahip olduğum için,
Teşekkür ederim Allah'ım, başımı yastığa huzurla koyabildiğim için,
Teşekkür ederim Allah'ım, kolum, bacağım, nefesim, gülüşüm, atan kalbim için,
Teşekkür ederim Allah'ım, halimi hatırımı soran dostlar, kardeşler verdiğin için,
Teşekkür ederim Allah'ım, daha demin geçen kuşun cıvıltısı için,
Teşekkür ederim Allah'ım, ailem için,
Teşekkür ederim Allah'ım, ağlayabildiğim için,
Teşekkür ederim Allah'ım, hissedebildiğim için...

Teşekkür ederim...

Elhamdülillah.~~


23 Eylül 2014

Blogumun Yeni Haline 'Merhaba' Deyin^^

Evet, sizler de benim gibi maymun bir iştaha ve çabuk sıkılma kapasitesine sahipseniz şuan benim yaptığım gibi var olan düzeni değiştirmeye çalışabilirsiniz. Peki ne yaptım ben? Blogumun şeklini, şemalini değiştirdim. Eskiden telefon temamı değiştirirdim sıkıldıkça tabi blogum yoktu o zamanlar :) Şimdi de baktım ben sıkıldım bu renklerden ayrıca başlığın bloguma uymadığını düşünüyordum, menümün rengini beğenmiyordum vs. vs sonuç olarak böyle birşey çıktı ortaya. Valla ben şuan bu halini aşırı aşırı beğendim kendi kendime sayfayı yenileyip mutlu oluyorum.

Peki sizce nasıl olmuş eski haline göre?

*Mutluluk uzakta değil~

Eski Hali

Yeni Hali

22 Eylül 2014

Maknaeye Benzemeyen Maknaeler

Gün geçmiyor ki aklıma saçma sapan post fikirleri gelmesin. Bu saçmalar saçması postta tamamen işsizlik ürünüdür. Birgün netizen yorumları okuyup kendi kendime söylenirken grup maknaeleri ile ilgili bir kaç posta denk geldim. Ve baktım ki çoğu grubun maknaesi sadece isim olarak maknae. Ve grupta asıl maknae bu olmalı dediğimiz üyeler var. Ben de bunları bir postta toparlayayım dedim. Peki nedir bu maknae olayı? Maknae: Grubun en küçük üyesi,kıymetlisi, en çok tolerans gösterileni. Çoğu grupta 'Bu nasıl maknae arkadaş?' dediğim üye var.Bir gurubu ilk kez izlediğimde maknae ve lideri tahmin etme oyunu oynarım kendimce. Ve az sonra yazacağım maknaeler tahmin edemediğim üyeler. O zaman takip ettiğim gruplardaki maknaelikle alakası olmayan maknaeler ile baş başa bırakıyorum sizi;

EXO / Oh Sehun
Kendisi hem EXO-M hem EXO-K'in maknaesi.(Sağdaki) Gel gör ki bence maknae olacak son üyelerden Sehun. Çoğu zaman aegyo prensi olsa da Sehun sevimli olmaktan çok cool bir üye. Tabii ki bunlar benim düşüncelerim. Ayrıca maknae dediğiniz üye birazcık masum olur. Sehun'un cinliklerini hepimiz biliyoruz :P EXO-L'ler olarak Sehun'u Kore'nin ulusal ergeni seçsek de EXO'yu ilk görenlerin 'Ahanda maknae bu!' diyeceği üye Xiumin'dir.(Soldaki) Tezatlığa bakınız ki Xiumin bu şeker kavanozundan pırtlamış haline rağmen 12 üyenin arasında en büyük olanı. İnanmadınız değil mi? Benimde kabullenmem bayağı uzun sürdü :)





C-CLOWN - MARU (Sağ)
C-Clown'a olan zaafımı az çok biliyorsunuzdur. kendimce meşhur 'Maknae'yi tahmin et!.' oyunumu oynarken oyumu Ray'e(Sol) vermiştim. Ama gelin görün ki Maru 1997 doğum tarihiyle bir tokat misali gerçeği yüzüme vurdu. Gerçi maknae olmak için çok da alakasız bir üye değil kendileri. Fotoğrafla da doğruladım şuan.







SUPER JUNIOR / KYUHYUN (Sağ)

Ve Evil Maknae. Sanırım maknaelerin genel özelliği bu. Kendilerine verilen fazladan toleransı diğer üyelere cinlik yapmak için kullanıyorlar. Kyu da maknaeliği ile ün salmış bir üyemizdir. Bir maknaeye göre oldukça ama oldukça dik başlıdır. izlediğim programda -tam olarak hatırlayamıyorum- Kyu'nun üyelerden biriyle kavga edip ortalığı dağıttığında dağınıklığı hep Teuk'un topladığı söylenmişti. Buradan Teuk'un o mükemmel liderliğine selam olsun. Dış görünüşe göre ele alırsak bence Suju'nun maknaesi Ryeowook (Sol) olmalıydı. Gerek görüntü gerek masumiyet açısından Wookkie maknaelik koltuğunda olması gerekenlerden.





B2ST - DONGWOON (Sol)
1644531448368 yıl düşünsem bu çocuğun maknae olduğuna ihtimal vermezdim. Bırakın maknaeliği Koreli olduğuna ihtimal vermezdim. Bence maknae şüphesiz ki Seob (Sağ) olmalıydı. Bayan Yürüyen Yanlış Tahmin olarak kendimi şaşırtmadım. Bakın, Allah için maknae gibi duruyor mu? :D





SHINee - TAEMİN(sol)
Aslında Taemin'de maknae olacak potansiyel var ama ben maknae bulma oyunumda oyumu Key'den(sağ) yana kullanmıştım. Şirinliğe geeel!!





TVXQ / CHANGMIN (Sol)
Aslında evil maknaelik olayının bayrağını taşıyan üyemiz Changmin'dir. Changmin için tam olarak 'Bu nasıl maknea ya?' demesem de DBSK dönemlerinde maknaelik için Yoochun(Sağ) ile karşılaştırılabilirdi. Not: Bunlar neden ayrıldı neden neden neden neden??





F(X) / KRYSTAL (Sol)

Oradan SMstan gibi görünsemde aslında YGstan bir insanım ben :P F(X)'te de yine doğru tahmin edememiş oyumu Sulli'den (Sağ) yana kullanmıştım. Aksine Krystal lider görüntüsü bırakmıştı bende. Yani tamamen çürük temelli tahminlerdi benimkisi.





2PM / CHANSUNG (sol)

İşte en büyük yanılgılarımdan birisi daha. Nickhun'un(Sağ) maknae olduğundan o kadar emindim ki Chansung'un maknae olduğunu öğrendiğimde tabiri caizse oha falan oldum. Maalesef maknaelik seçemeyeceğiniz bir mevkii. Benim için 2PM'in maknaesi Nickhun'dur arkadaş, belki birazcık da Junho ya da Wooyoung ama kesinlikle Chansung değil!





2NE1 / MINZY (En sağ)

Liderini tahmin ettim çünkü CL reddedilemez cazibesiyle bas bas bağırıyordu ben liderim diye. Ama maknae olayı bozdu tahminlerimi. Bence maknae Dara veya Bom(Baştan 2. ve 3.) olmalıydı -ki ikisi de grubun 30 yaşındaki üyelerinden- Minzy ağır tarzıyla ortalarda yer alıyor sanmıştım. Yanılmışım.





CNBLUE / JUNGSHIN (sağ)

Yine yine yine tahminlerimin yerle bir olduğu gruplardan birisi. Hangisini doğu yaptın sen Allah aşkına diyosunuz biliyorum. Ama cidden çok yanıltıcı oluyor dış görünüşleri. Mesela bu grubun maknaesi olarak kesinlikle Min Hyuk'u(sol) seçmiştim, şüphem bile yoktu ama bu evladımın 'Anyonghaseyo ben CNBLUE'nun maknaesi.' diyene kadar. Allah'tan MinHyuk'la aralarında sadece ay farkı varda biraz teselli oluyorum :P





SNSD - SEOHYUN (sağ)

Yine maknae olmasında absürtlük olmayan bir üyemiz. Fakat ben maknae olarak Sunny'i(sol) görmüştüm. İlk tahminlerim işte, her zamanki gibi geçersiz.





SS501 - KIM HYUN JUN(Sağ)

Her ne kadar şuan aktif bir grup olmasalar da bir zamanlar şarkılarını dinlediğim ve çok da sevdiğim gruplardan kendileri. Ve bu grubun lideriymiş gibi görünen ama maknae çıkan üyemiz. Şok şok şok!! Bence maknae Jung Min(sol) olmalıydı. Kendisi favori üyem olur da kıs kıs kıs kıs.





T-ARA - JIYEON(Sol)
Yine bana lider gibi gelen ama maknae olan üyelerden. Tahminim mi? SoYeon'dan(sağ) yanaydı. Yine tutmadı -.-




Şimdilik aklıma gelenler bunlar. Bazı tahminlerim tamamen içgüdüseldi o yüzden saçma gelebilir kabul :) Doğru tahmin ettiğim olmadı mı? Elbette oldu. Maknaelerini tahmin edebildiğim gruplar;
BIGBANG- SEUNGRI
WINNER - TAEHYUN
EXID - JUNG HWA
MISS A - SUZY

Çok başarılı bir liste değil mi :P Eğer sizinde varsa tahmin edipte gerçeği öğrendiğinizde şaşırmaktan balık bakışlı bir yaratığa dönüşmenize sebep olan üye paylaşabilirsiniz :)

Selametle kalın~~



18 Eylül 2014

*Mim - Yaz Dostum!*

Evet şuan tarihimin en zorlu mimine şahit olacaksınız. Beni terleten, ne yazsam diye düşündüren bu mimi bana paslayan Kumkumul'uma koccaman teşekkür ediyor ve AŞIRI AŞIRISI GÜLÜMSÜYORUM^^

Bende mimlediğim kişileri şimdiden yazmak istiyorum.
Lütfen bu mimi yapmamış ol Uçay~ çünkü mimi sana fırlatıyorum^^
Ayrıca blogger komşum D.S.K'ya ve hikaye konusunda gerçekten güvendiğim Büş'üme paslıyorum. Kolay gelsin^^

Mim başlığından da kendini belli ediyor. Aşağıda belirttiğim kelimeleri kullanarak bir hikaye yazmamız isteniyor. Tamam ufak tefek hikayeler yazmışlığım var ama kelimelere bakar mısınız lütfen? Kesinlikle zorlanacağım bir mim olacak. Umarım okurken ne saçmalamış bu demezsiniz :') O zaman sizleri Şems'in minnak hikayesiyle baş başa bırakıyorum..

1-Pipo
2-Cahil
3-Taş Plak
4-PSY
5-Yelpaze
6-Sakızlı muhallebi
7-Yastık kılıfı
8-Ehliyet

EKSİK


'İşsizim..' diyerek inledim. İşsiz dolayısıyla parasız, kimsesiz dolayısıyla yalnızdım. Tüm bunların sonucu olarak da mutsuzdum. Gülümsemem sanki toprağın kilometrelerce altına saklanmıştı. Dışarıdan gudubet sayılacak kadar suratsızdım. Ama hayat bana gülmem için çok da seçenek sunmamıştı sonuçta. Gülümsememek benim seçimim değil yaşadıklarımın bir sonucuydu.

Küçük evimde yine mutsuz uyanmıştım, ne tesadüf! Bazen mutsuzluğu vücudumun ayrılmaz bir parçası olarak görüyordum. Ben nereye gidersem mutsuzluk da benimle geliyordu. Yataktan kelimenin tam anlamıyla kendimi kazıyarak kalktım. Hayatta kalmak için iş bulmalıydım ve bunun için şu lanet ayaklarımı hareket ettirmeliydim. Aynaya baktığımda sol yanağımda yastık kılıfının desenlerini bariz bir şekilde görmüştüm. Hayatın üzerimde bıraktığı izler gibi o da bende bir iz bırakmak istemişti anlaşılan. Yastık bile bir iz bırakabiliyordu. Bense siliktim, yoktum, var olmamış gibiydim.

Soğuk bir mart sabahına ellerimi ovuşturarak başladım. 'Lütfen, lütfen, lütfen bugün bir iş bulayım.' diye fısıldadım gerçekleşmeyeceğini bilsem bile. Kalabalık Seoul sokaklarında gözlerim sürekli vitrinlerde çalışan aranıyor yazısını arıyordu. 'Tanrım bir kasiyer neden İngilizce bilmeli ki? Cahil insanlar çalışamaz mı?' Buradan da elim boş döndüm işte. Ben bu kadar mutsuzken insanlar nasıl mutlu olabiliyordu? Bu yüzden gördüğüm her şey sinirlenmeme sebep oluyordu. 'Biri şu PSY'nin şarkısını kapatabilir mi? Hala geçmedi bu şarkının modası?' Tüm bunlara söylenirken çarptığım devasa vücut yüzünden kendimi yerde buldum. Çok güzel!
'Ö-Özür dilerim acelem vardı dikkat etmedim.' Bunları söylerken doğrulabilmem için elini uzattı. Tam elimi uzatacakken elimdeki ilan afişleri savruldu, evet çok şanslıydım(!). Ayağa kalkıp ateş saçan gözlerle 'Sorun yok' dedim.
'İş arıyorsunuz sanırım, elinizdeki ilanlar...'
'Evet' dedim küçük bir umut kırıntısı belirmişti içimde.
'Tesadüf mü bilmiyorum ama ben de kendime telefon işlerine bakacak, küçük evraklarla ilgilenecek bir yardımcı arıyorum, ilgilenir misiniz acaba, hem bir çeşit özür gibi düşünün bunu.'
Şuan bu adamın boynuna at la ya bi lir dim! 'Tabii ki ilgilenirim salak şey!' dememek için kendimi zor tuttum.
'Ah çok teşekkür ederim, memnuniyetle yardımcı olurum, tabii ki siz de isterseniz.' Sesimin fazlasıyla heyecanlı çıkmasına engel olamadım.
'Anlaştık o zaman, bu kartvizitim, en kısa zamanda ofisime uğrayabilirsiniz.'

Ertesi gün dolabımda tozlanmış, ciddiyeti temsil eden kıyafetlerimle ofise doğru yol aldım. Küçük bir ofis beklerken gayet görkemli bir işhanıyla karşılaşmıştım. Kartviziti danışmana gösterdiğimde beni genel müdürün odasına yönlendirdi. Neden bu kadar önemli birisi beni yardımcısı olarak ister ki diye düşünmeden edemedim. Yavaşça kapıyı tıklattım ve 'gel' sesiyle usulca içeriye süzüldüm. Dün çarptığım adam, bu adam mıydı diye düşünmeden edemedim. Dün karşımda alelade görünen adam bugün elinde viskisi, ağzında piposu olan ve taş plak dinleyen türdeki aktörlere benziyordu. Hani şu filmlerde olanlardan, bilirsiniz.
Yarım saat kadar konuştuk ve yardımcı-sekreter benzeri bir görevle işe alındım. Uzun bir zamandan sonra toprağı kilometrelerce kazmış ve gülüşümü ortaya çıkarmıştım. Bozulmamasını istediğim bir mutluluk vardı parmak uçlarımda.

Günler geçiyor, bense her geçen gün işime daha da çok bağlanıyordum. Tabii patronuma da. Aramızda patron-çalışan ilişkisi değil de arkadaş ilişkisi vardı. Bazen onun benim için daha fazla çabaladığını bile hissediyordum. Gülümsemem için yapmadığı espri kalmıyordu mesela. Gariptir ki hiç bir zorlama olmadan gülümsüyordum hatta kahkaha atıyordum. Ruh halimdeki bu değişikliğin sebebi düzenli bir işimin olması mı? Hiç sanmıyorum. Çünkü tatil günlerini nimet bilip uyumam gerekirken ben bir bahane bulup soluğu onun yanında alıyordum. Eksik hissediyordum onsuz.
Yine hafta sonuydu ve benim bahanelerim tükenmişti. Mecburen kendimi film izlemeye verecek, tembelliği dibine kadar yaşayacaktım. Telefonumun titremesiyle nabzımın hızlanmasına engel olamadım. Arayan O'ydu.

'Kuşlar evinde sıkılan biri var dedi, haksız mıyım?' Sesi... Bağımlılık yapar gibiydi.

'O kuşları ne kadar zeki öyle' dedim kıkırdayarak.

'O zaman o kuşlar seni dışarı çağırıyor.'

'Tam-mam, 5 dakikaya geliyorum.'

Dışarı çıktığımda rüzgar dev bir yelpaze misali saçlarımı havalandırmış ve onun sakızlı muhallebi gibi olan ferah kokusunu burnuma getirmişti.Oradaydı ve bana kocaman gülümsüyordu. Bir an nefesim kesilse de kendime gelmiş ve atmosferdeki tüm oksijeni ciğerlerime depolamıştım.

'Arabayı sen kullanır mısın? Kendimi pek iyi hissetmiyorum da.' Bu cümleleri yüzünden endişelenmiş ama belli etmemiştim. Sonunda yıllanmış ehliyetim işe yarayacaktı. Arabaya geçtik ve navigasyona girdiği adrese gitmek için yola koyulduk.

Gitmemiz gereken yere geldiğimizde hava kararmıştı, neden bu kadar uzaktı ki? Arabadan indiğimde gözlerimi kapatan ellerle irkildim. Sonra O'nun sesini işittim;

'Kuşların sana ufak bir sürprizi var.' İtaat ederek gülümsemekle yetindim.
Yavaş adımlarla ilerliyorduk. Nabzımın gereğinden fazla atmasına engel olamamıştım. Sonunda gözlerimi kapatan elleri yavaşça çözüldü ve ekledi 'Sakın açma gözlerini ben üçe kadar sayacağım'
'Tamam.' dedim mırıltı halinde.

'Bir, iki.... üç! Aç hadi.!'
Usulca göz kapaklarımı kaldırdım. Önce gördüğüm şeyin gerçek olamayacağını düşündüğüm için bir kaç kez gözlerimi kırptım fakat görüntü değişmemişti. Nefes almayı akıl ettiğimde dudaklarımdan 'Mükemmel' kelimesi çıktı, hayran kaldığım sesimden açıkça okunuyordu. Kocaman bir ağacın önündeydik ve bütün dalları ışıklandırılmıştı. Gecenin içinde bir pırlanta misali parıldıyordu. Ağzımı açmama sebep olan şey ise her daldan gülerken çekilmiş resimlerimin sarkmasıydı. Elinden düşürmediği fotoğraf makinasının sebebini anlamıştım sonunda. Yavaşça yaklaşarak birini tuttum. Üzerine ufak bir not kağıdı iliştirilmişti.

'Neden bu kadar az gülümsüyorsun ki?' Bir diğerini yakaladım.

'Gülerken gözlerinin kenarında oluşan kırışıklıklardı belki de seni bu kadar aşık olunası yapan..' Fotoğrafın üzerine bir damla düştü, yağmur mu yağıyordu? Ağladığımın farkında bile değildim.

Yavaşça yanıma gelerek ellerini ellerime kenetledi, hiç bırakmayacakmış gibi. Gözümdeki damlayı silerek o büyülü sesiyle konuştu.

'Ağlamak için fazla güzelsin. Sana gülmek yaraşır Taeyang. İsmin gibi güneşim oldun her gülümsediğinde. İçimi ısıtın kahkahalarınla. Şimdi sen de ellerini ellerime bırakmamak üzere kenetler misin ? Güneşine muhtaç bu küçük gezegenin yörüngene girmesine izin verir misin?'

Ellerimdeki ellerini sıktım ve usulca fısıldadım 'Bu güneş seni ısıtmak için var, ışığı sönene dek, ölene dek senin için var..'

Ve gülüşümü hiç gömmemek üzere çıkardım gökyüzüne. Mutsuzum derdim ya önceleri, mutsuz değildim aslında, eksiktim... Eksikmişim.. Ve şuan hiç olmadığım kadar tamamdım...

Şemspare~~


Biliyorum çok uzun, okuyabilenlere buradan kocaman teşekkür ederim. Tamamen kurgudan yoksun bir hikaye oldu ama mimimi tamamladım sonuçta^^ Tekrar Kumkumul'uma teşekkür eder AŞIRI AŞIRISI gülümserim.. :)

Selametle kalın^^

16 Eylül 2014

Aynı Yıldızın Altında Film Yorumu ve Replikleri


Saat 03:05 ve ben şuan yazmazsam bu duygularla bi daha bu postu yazamayacağım için şimdi yazmaya karar verdim. Ne mi oldu? 3 ay boyunca şehrime gelmesini beklediğim film gelmeyerek beni çileden çıkardı ve ben dayanamayıp filmi internet üzerinden izledim. Sinemayı beklersem filmle vuslata eremeyeceğim ayan beyan ortadaydı çünkü! Herneyse efenim şuan kulağımda Ed Sheeran'ın film için seslendirdiği şarkı (Yukarıda link verdim dinleyebilirsiniz), aklımda Aynı Yıldızın Altında sahneleri size bu postu yazıyorum. Evet, izlediğim film zamanında kitap postunu da yazdığım AYNI YILDIZIN ALTINDA. Yazdığım posta şöyle bir göz gezdirdim de utanmasam beğenmedim diyecekmişim. Tamam, belki biraz abarttım ama gerçekten bi hoşnutsuzluk mevcut postta. POST BURADA.Ve şuan okuyacağınız postla 180 derece değiştireceğim bu görüşümü.

Çok pek değerli arkadaşımla ne yapsak diye düşünürken aynı anda aynı filmi izlemeye karar verdik. Malumunuz aramızda yan yana izlememizi engelleyen yollar, dağlar, taşlar vs. vardı. Aslında benim aklımda LEON filmi vardı ama bir şekilde bu filmde karar kıldık. Şuan o izledi ne düşünüyor bilmiyorum çünkü yorumlarımızı yarına sakladık. Ben naçizane yorumlarımı burada yazmaya karar verdim. Önce genel bir yorum yapıp sonra binbir zahmetle yaptığım ekran görüntülerini paylaşayım diyorum ne dersiniz?

Not: Gerçekten ekran görüntüsü almak ne sıkıntılı iş yahu! Sahneyi izle, ekran görüntüsünü al, git kaydet, devam et, sonra bir görüntü daha bla bla bla... Hele böyle repliklerini kaydetmek için ölüp bittiğiniz bir film olursa iş daha sıkıntılı bir hal alıyor. Buradan sürekli replik paylaşan blogger arkadaşlarımın önünde saygıyla eğiliyorum^^

Gelelim filmin akıbetine. Samimi olarak söylüyorum ki kitabını okuduktan sonra hayal kırıklığına uğramadığım nadir filmlerdendir kendisi. Düşünün Harry Potter gibi bir seride bile içim burkulmuştu,'Ama ben bunu böyle hayal etmemiştim!' diye sızlanmıştım çoğu kez. Ha bu filmde olmadı mı? elbette oldu ama çok da uçuk kaçık farklılıklar değildi bunlar hemen alıştı beyinciğim. Özellikle başroller ve mekanlar. Çok çok uygundu kitaba. Hele Hazel karakteri yani cuk oturmuş. Kafamdaki kıza benziyor bile. Augustus karakteri de fazlaca fazlaca uygundu kitaptakine. Ve filmde inanılmaz şirinlerdi. Hatta abartıp kitaptaki hallerinden daha güzel olduklarını bile söyleyebilirim. Oyunculuklar da fazlasıyla iyiydi. Ne abarttın ama diyeceksiniz belki ama cidden çok beğendim. Kitaptan fazla ağladım hem de siz düşünün gerisini.

Ve kitaptaki replikler... Altını çizdiğim cümleleri filmde görmek o kadar güzel ki. Ekran görüntüsü aldığım çoğu replik kitapta da altını çizdiğim yerlerdendi. Bazı replikler vardı ki onların da altını çizmiştim fakar ekran görüntüsü almak fazlaca meşakkatliydi uğraşmadım. Kısaca kitaba gerçekten ama GERÇEKTEN sadık kalınmış. Yönetmen, oyuncular, John Green ve diğer tüm çalışanlar bence koooccaaaaman bir alkışı hak ettiler.

Daha fazla konuşmayarak sözü repliklere bırakıyorum efenim sağlıcakla kalınız..^^


Ve filmin, kitabın bence en esaslı ve en ünlü cümlesi. Çoğu kez değinilmiş. Ne kadar güzel ama~


Gifimsi bişeyler yapmaya çalıştım çünkü çoklu bir resimdi. Kitabın giriş cümlelerindendi, hatırlıyorum. Çok güzel yazıyosun be John Green!


Evet, pürüzsüz ekran görüntüsü almak çok zor! Yine altı çizilesi -EG alınası- bir replik daha~~


Gus film boyunca sana aptal aptal sırıtmam normal mi? EG tamamen eğlencesine alınmıştır ve Hazel özür dilerim bu görüntü için ehehehe ^^


Yine gifimsilerden. Hazel'in okuduğu ve Gus'a okuttuğu kitap bir cümlenin yarısında bitmiştir ve Hazel'in buna yorumu. Kitap, film böyle nice repliklerle, sözlerle dolu.. Fazlasıyla acı ve gerçek.



Ve bir 'Acı, hissedilmeyi talep eder' repliği daha. Kitapta geçen söz böyleydi fakat filmde fotoğraftaki gibi çevrilmiş.


Bunun da altını çizmiştim evet. Gus ama sen böyle yaparak günümüz kızlarına mükemmel erkek gibi imkansız şeyi olası gösteriyorsun. Ama yeryüzünde böyle bir insan yok pek sevgili okuyucularım. İnanmayınız.


İnanmayın efenim cidden böyle bir erkek yok. Kandırmaca hepsi. İluzyon ya da ne bileyim göz yanılsaması. Es geçin.


Belki... Çok güzeldi ama ya duygulanıyorum ben!


Ve şu Okay? Okay. olayı. Harikemmel değil de ne?


Evet, ben bu kitabı yeniden okuyacağım. Karar verdim şuan.


Neden EG aldım bilmiyorum. Belki de filmin ismiyle olan bağlantıdan.^^


Hazel EG'lerde neden böyle çıkıyorsun bilmiyorum ama aslında gerçekten güzelsin. Ve saçını gerçekten beğendim. Güzel kızdı vesselam. Cümlenin güzelliğine değinmiyorum bile.


Peki.

Not: İlk resim hariç diğerleri ve gifler tarafıma aittir. Bi daha ki sefere köşeye Şemspare yazacağım hıh :P


9 Eylül 2014

Evet, magazin gereksiz bir müessese!


Sabah kalktığımda televizyona bakmam genellikle. Ama bugün yapacak daha iyi bir alternatifim olmadığı için televizyonda zaplarken Nilgün Belgün'ün sunduğu programa denk geldim. Programın ismini hatırlamıyorum bile. Dikkatimi çeken programın bir kısmında sunulan magazin haberleriydi sadece. Sürekli yeni başlıklar okuyorlar ve bunlarla ilgili yorum yapıyorlardı. Başlıklardan 'SADECE' bir kaçı şöyleydi;

'Cem Yılmaz fotoğrafçı sevgilisi falancadan ayrıldı.' Anneme dönüp 'Bu adam evli değil miydi yahu?' dedim. Meğer karısından boşanmış ve bildiğim kadarıyla bir tane de evlatları vardı. Daha bitmedi;

'Serenay Sarıkaya'nın sevgilisi kim?' Ve yine anneme bir dönüş ' Bu kız Çağatay Ulusoy'la birlikte değil miydi ki?' Annemde habersiz, pek de ilgisini çekmiyor zaten. Haklı, hızlarına yetişilmiyor maşallah(!).

'Yonca Evcimik ve Hande Yener'in tartışma sebebi eski sevgili mi?' İkisi de aynı kişi ile daha önceden çıkmış hatta beyefendi bu iki ilişki arasında bir kaç flört daha yaşamış.

Yanlış anlaşılmasın kimsenin ne yaşadığı, kiminle evlendiği zerre kadar umrumda değil. İlgimi çeken, üzüldüğüm konu ise mahrem olan şeylerin bu kadar ortalığa dökülmesi. Ve bu ortaya dökülüşün böyle bir şekilde gerçekleşmesi. Evliliğin-ilişkinin yasının tutulmadan bir hafta kadar bir sürede yeni bir ilişkiyle basına verile pozlar, röportajlar. Gerçekten fazla suni, fazla samimiyetsiz geliyor gözüme. Böylece her şey artık daha da normalleşiyor, kanıksanıyor. Elimde olmadan sinirleniyorum bu gibi şeylere. Bu üç haberden daha fazlasını izleyemedim zaten.

Bakma kardeşim o zaman diyeceksiniz. Haklısınız. Sinir sağlığım için artık Türk magazinine göz ucumla bile bakmam!

Bugün magazinden bir kez daha nefret eden kızın günlüğünü okudunuz sayın okurlar.

Sağlıcakla kalın~~

7 Eylül 2014

Kuru bir günün deniz günlüğü.. *1

Mavi..

Dalgaları ruhunun kafesini kıran, sesi kulaklarının kelepçesini çözen, rengi gözlerini kavgadan, gürültüden, kinden, hasetten azad ettiren cinsten bir mavi..

Maviliğine kuşların kanat çırptığı, sen uçmasanda ruhunun kanatlandığı bir mavi..

Nasip olmadı tanışmak belki ama hayal bedava arkadaşlar. Belki bir gün diyerek susuyor ve 'Kuru bir günün deniz günlüğü'nü konuşturuyorum.

Allah'ın denizini, güneşini, martısını bana fotoğraflayan gönüle selam olsun..


6 Eylül 2014

FANI OLUNASI BiR GRUP; C-CLOWN


Evet şuan Şemspare tarihinin gelmiş geçmiş en detaylı grup tanıtımına tanık olacaksınız kemerleri bağlayın.

Sonradan ekleme not: Aslında bu postu bugün yayınlamayacaktım ama bugün Lider Rome'muzun doğum günü!! O yüzden bir küçük Crown olarak kendimce hediye olsun diyerek bugüne yetiştirdim. Rome, iyi ki iyi ki doğmuşsun evlat. Samimi olarak söyleyebilirim ki grubu için aşırı çaba harcayan nadir liderlerdendir benim gözümde Rome. Yolun açık olsun Crownların, Palyaçoların babası!! Seni de liderliğini de Crownlar çok seviyor! ♥


Müzik konusunda bir çok grubu kısa kısa tanıttığıma şahit olmuşsunuzdur. Ama gelin görün ki hiçbir grubu az sonra okuyacağınız gibi ayrıntı ile anlatmadım, anlatacağımı da sanmıyorum. - Büyük konuştum dağılın :P -

K-Pop dünyasına ilk daldığımda dinlediğim ve beğendiğim grupların fanı ilan ediyordum kendimi hemen. İlk zamanlar hem ELF, hem ShaWol, hem B2UTY, hem Cassie, hem EXO-L dim. Ahtapottum ahtapot :D (Kumkumul ;) ) Ama zaman ilerledikçe fanlığın grubun her şarkısını, her üyenin sesini, o üyelerin yüksek notalara çıkışını bilmek, havaalanı fotoğraflarını, konserlerini, programlarını takip etmek olduğunu anlayınca Şems stop dedim. Ve esaslı fan olmak için iki grup seçtim kendime; EXO ve C-CLOWN. Super Junior ilk göz ağrım olduğu için soranlara ELF'im diyorum ama hakkıyla yapıyor muyum? Hakkıyla dinliyorum ama :') Fangörllük zor ve aslına bakarsanız gereksiz bir iş ama gel de gönüle anlat :P

Ve gelelim bugünki postun kahramanlarına. C-CLOWN. Neden EXO'ya yazmadın böyle bir post diye sordunuz varsayıyorum. Ve cevaplıyorum. Çünkü C-Clown EXO kadar göz önünde bir grup değil. Hem de hiç değil. Google'a EXO yazarsanız milyonlarca Türkçe yorum, bilgi vs bulabilirsiniz. Ama C-Clown fandomu kalabalık olmayan bir grup. O yüzden ayrı bir şefkat besliyorum onlara karşı. Çok çalıştıklarını görüyorum, fanları için uğraşlarına şahit oluyorum o yüzden onları tanıtmak, desteklemek için kendimi borçlu hissediyorum.

C-Clown'un güncel haberlerini, çevirilerini C-Clown Turkey ekibi yapıyor. Onlara da buradan koskocaman teşekkürlerimi iletiyorum. Ricalarımızı asla geri çevirmeyip şarkıların, programların çevirilerini yapıp günlük twitter, instagram paylaşımlarını yapıyorlar. Teşekkürler Turkish Crown!!

Bu postta neler mi bulabilirsiniz?
- C-Clown kimdir, nedir, ne zaman kurulmuştur? Kısacası genel bilgiler.
- Her üye için tanıtım ve üyelerin özellikleri.
- Diskografi ve albümlerini dinlemek için linkler.
- C-Clown'un programları hakkında bilgiler.

O zaman here we go!! Başlayalım :))


Grup İsmi: C-CLOWN (씨클라운)
Üye Sayısı: 6
Üye İsimleri : Rome, Siwoo, Ray, Kang Jun, T.K, Maru.
Çıkış Tarihleri: 18 Temmuz 2012 - 19 Temmuz M!COUNTDOWN'da Performans
Şirket: Yedang Entertainment
Tür: K-Pop, R&B, Hip Hop, Dans
Fandom İsmi: Crown
Fandom rengi: Orman Yeşili
Official Facebook Sayfası: Tık Tık!
Official Twitter Sayfası: Tık Tık!
Official Youtube Sayfası: Tık Tık!
Örnek Aldıkları Grup: ShinWa

Ve mikrofon bende. Bunlar internet bilgileriydi. Evet C-Clown ne demek? Crown Clown'un kısaltılmış halidir C-Clown.'Taç Giymiş Palyaço' da denilebilir. Kendilerine niye palyaço dediler bilmem ama beni bir hayli eğlendiriyorlar palyaçolarım^^
Fandom ismimiz CROWN, yani Taç. Yani sizi bilmem ama bir grubun fandomuna taç demesi kadar güzel bişey var mı? Taç ki baş üstünde taşınır. O yüzden aşkla taşıdığım bir fandom ismi CROWN. Hatta o kadar çok sevdim ki postların sonuna iliştirdiğim imzama küçücük bir taç kondurdum^^

Şirketimiz ise Yedang. Hiç duymuş muydunuz? Ben duymadım açıkçası. Zaten şu şirket konusunda nasıl dertliyim nasıl dertliyim anlatamam. Harcandıklarını düşünüyorum bu çocukların. Yaptıkları işler o kadar güzel ki ve bu işlerin takdir edilip ödül alamadığını görmek ciddi manada üzüyor beni. Az sonra üye tanıtımlarında bahsedeceğim her üye özellikle de Rome fanlarıyla o kadar ilgili ki dinlediğim hiç bir grupta göremedim ben bu kadar fanservisi. Lakin gelin görün ki C-Clown deyince ha? diyen insanlar görüyorum ki kafalarını duvara sürtesim geliyor. İşte bunların hepsi fangörllük :D Açıkça söyleyeyim bu grup bu halleriyle YG veya SM'de çıkış yapmış olsaydı şuan kesinlikle çok başka yerlerde olurlardı. Ama bazen 'Bırak Şems dinleyeni az ve sadık olsun!' diyorum ve bu nimet sesleri kendime özel hissediyorum.

Yazmak istediğim daha milyonlarca şey var ama ilerleyen kısımlara saklıyorum. Ve üye tanıtımları:

İsim: Barom Yu
Doğum Tarihi: 6 Eylül 1990
Konum: Lider, Rapper
Twitter: Tık Tık!!
Instagram: Tık Tık!!

Vee Rome! Boy, kilo gibi saçma özelliklere girmek istemiyorum. Rome, açıkça söylemek gerekirse kendini çok beğenir :)) Kendisi Sydney doğumlu olduğu için ingilizcesi bir harika ve katıldığı her programda bunu gösterir. Grubun lideri ve rapperı olur yavrumuz. Kendisini uzun kollu kıyafetlerle çok nadir görürsünüz ki biz buna 'Ferrarin olsa üstünü kapatır mıydın?' anlayışı diyoruz :D Dikkat ederseniz kesinlikle uzun kollu ya da tişört giymez. -fotoğraftaki ironiye geliniz - Sonra NU'EST ile çok yakınlardır çünkü şirketleri bir^^
Rome görüp görebileceğiniz -en azından benim gördüğüm- en azimli, en gayretli liderlerden. Gözlerimizin önünde o kadar çok uğraş veriyor ki. Mesela maksimum 2-3 günde bir tweet atıyor ya da IG hesabına fotoğraf yüklüyor. Ve hepsi CROWN temalı. Yani fanları için. Sonra aşağılarda anlatacağım Crown the Clown adındaki programlarını kendi eliyle hazırlıyor. Herşeyini. Ve o kadar eğlenceli bir program ki her bölümünden doğallık akıyor. Tabi en kötü yanı kameraman kendisi olduğu için çok az görünmesi. Ve mesela kliplerin teaserlarını kendisi hazırlıyor. Şarkı sözlerini T.K ile birlikte hazırlıyor. Fan meetinglerde fanlarıyla inanılmaz ilgili. Diğer gruplarda bir klibin dans versiyonu için yalvarırsınız mesela ama C-Clown bir klibin tam 9 versiyonunu yayınlamış 3 versiyonunu çekmiş bir grup. Kısacası fazlasıyla fanlarına önem veren ve kesinlikle çok daha iyi yerlerde olmayı hak eden bir grup.

SIWOO

*Bu fotoğrafını çok başka seviyorum da kendisinin*

İsim: Kim Tae Min
Doğum Tarihi: 5 Mayıs 1993
Konum: Vokal
Twitter: Tık Tık!!
Instagram: Yok.

Ve Siwoo. Grubumuzun küçük prensesi :))) Şaka bi yana cidden birazcık nazlı bir üyemizdir kendisi. Grubun büyüklerinden olsa da şefkat gösterilesi bir masumluğu vardır. En sevdiği eşyası fotoğraf makinasıdır ki bu özelliğine bayıldım. :^) Hatta bir programda Kang Jun 'Siwoo abi biz ve fotoğraf makinası suya düştüğümüzde bizi değil onu kurtarır' gibi bir cümle kullanmıştır.
CTS ( Crown the Clown ) serisini olur da izlerseniz fark edersiniz bu söylediklerimi. Gelelim vokalliğine. Sesini çok seviyorum gerçekten ama Jun ve Ray ana vokal olduğundan ötürü biraz az duyuyoruz küçük prensesi. Solo bir parça bekliyoruz senden Siwoo^^ Yine Siwoo da fanmeetinglerin aegyo yıldızı. Şirin yüzünden dolayı her mimiği aegyo gibi görünüyor. Maknaemiz Maru ile birlikte dans koreografilerini hazırlıyor. Grubun şirinesi bence^^

RAY

İsim: Kim Hyun Il
Doğum Tarihi: 19 Nisan 1994
Konum: Vokal
Twitter: Tık Tık!!
Instagram: Yok!

Ray! Güzel gülüşlü evladım benim. Ray bana göre sessiz sakin bir üye. Yani günlük hayattaki videolarına bakarsanız söze genellikle soru sorulunca karışır. Masumdur duruşu yani. Ve inanılmaz samimi bir gülüşü var. Grup olarak fanlarıyla fazlasıyla ilgili olduklarını söylemiştim. Ray'in de eve dikkatli gidin, bolca yiyin gibi tweetler atmışlığı vardır. Kanatsız melek yani kendileri. Son albümde kıyafetlerle Ray ilgilenmiştir. Kendisine Solo albümündeki saçı yapan stiliste burdan kocaman bir 'Amacın ne acabası?' diyorum. Çünkü Solo şarkısının MV'sinde Ray köstebek misali saçlarının ardına saklanmış bir haldeydi ve cidden amaçsız bi saç modeliydi. Böyle anlatınca kedi gibi görünse de sahne de kaplan kesilir kendileri. Ve sesi cidden çok iyi! Hele Good Night şarkısının nakarat kısmını söyleyişi.. Neyse öhöm :) Ayrıca Ray tam bir futbol tutkunudur zaten twitter kullanıcı adı soccer. Genel özellikleriyle Ray'i dinlediniz^^


KANG JUN

İsim: Kang Jun
Doğum Tarihi: 21 Nisan 1994
Konum: Ana Vokal
Twitter: Tık Tık!!
Instagram: Tık Tık!!

Ve grubun kayıtsız şartsız şebeği! Beni en çok güldüren üye olur kendisi. Şarkıların MV'lerinde ağır abi programlarda şapşal olan varlık. Zaten vineları ile ünlüdür mimik ustası. Grubun ana vokalidir dolayısıyla sesi çok güçlüdür. Ayrı bir tınısı var cidden anlatamıyorum. İtiraf etmek gerekirse fan olmadan önce Solo MV'sini ilk izlediğimde ' Jun işe yarar sadece gerisini at çöpe' demiştim evet. -şimdi unutun bunu- Yani cahilmişim resmen utandım şuan :D Çünkü bence grubun en çok dikkat çeken üyesi gerek ses gerek dış görünüş olarak. E bi de MV'deki Ray'in saçını görünce.
Bu albümün kapak tasarımı Jun'a aittir. Yani herkes bir görev üstlenmiş. Rome ile beraber instagramda fazlasıyla aktifler beraber videolar vs. Bias seçemiyorum ama Jun'un yeri ayrıdır bende. Hele Far Away klibinden sonra daha da bağrıma basasım var yavrumu. -Klip aşağılarda paylaşılacaktır-

T.K

İsim: Lee Min Woo
Doğum Tarihi: 20 Aralık 1995
Konum: Rapper
Twitter: Tık Tık!!
Instagram: Tık Tık!!

Ayooo T.K~~ -Rap girişlerinde genellikle bu cümle kullanılır- Rapine bittiğim yaratık. Min Woo çıkış yapmadan önce Cube Ent. bünyesindeydi ve BtoB ile çıkış yapacaktı. Fakat yaşanan terslik sonucu C-Clown'la çıkış yaptı. Valla iyi ki de çıkmış o aksilik :') T.K'de grupta Rome ile birlikte sözleri yazıyor. Özüne baktığımızda bildiğiniz iyi aile çocuğu. Gerçekten programlarda da dikkat ederseniz efendi efendi konuşur falan. Fakat iş rap yapmaya gelince canavar kesiliyor. Samimi olarak rapperlığını beğendiğim idoller arasında olur kendisi. Özellikle son MV olan Let's Love'daki rapiyle beni yaprak sarması yemekten daha beter mesud etti. Çok titizdir üyelerle bile aynı özel eşyaları kullanmamaya özen gösterir. Acayip yemek yer bir de. Min Woo seviliyorsun minnak şey^^


MARU


İsim: Lee Jae Jun
Doğum Tarihi: 25 Ekim 1997
Konum: Vokal, Maknae
Twitter: Tık Tık!!
Instagram: Yok.

Evet yanlış okumadınız 97 doğumlu Maru. Bildiğiniz 17 yaşında yani. Bu gerçek ciğerimi dağlasa da ablasıyım Maru'nun. Fangörlüyüm hem de :D Maru da çok ayrı bir ses tonuna sahip farkettiriyor kendini. Heryerde rapper diye adı geçse de Maru vokaldir. İdol olarak B2ST'ten Gikwang'ı görüyormuş ki ben bu ikiliyi oldum olası benzetirim. 17 yaşında olmasına rağmen gayet iyi danseder bu evlatcığımız da. Siwoo ile beraber koreografilerin hazırlanmasına yardımcı olurlar. Bildiğiniz esmerdir ama onu showlarda fotoğraf çekimlerinde akça pakça yapıyorlar ya o BB Kremden ben de istiyorum!
Maru eğitiminden dolayı sanal alemde pek aktif değil zaten otursun çalışsın dersine :P Yine pırrrlanta gibi bir evladımız olur bu yavrumuzda^^


DİSKOGRAFİ

Ve işin en güzel kısmına geldik. Albümün tüm şarkılarını içeren linki, çıkış parçalarını ve albümde bulunan şarkıların isimlerini paylaşacağım sizinle pek sevgili takipçilerimmm^^ He bi de minnacık yorumum.

1. ALBÜM > NOT ALONE


Çıkış parçaları SOLO!

1. I’m Not Alone
2. Solo
3. In The Car
4. Destiny
5. Solo (enst.)
6. In The Car (enst.)

Albümün tamamını dinlemek için tık tık!!

Taç giymiş palyaçolarımız 18 Temmuz 2012 tarihinde birbir emek binbir zahmet ve binbir umut ile bir albüm çıkarırlar. İsmi NOT ALONE. Yalnız Değilsin! Albümde birbirinden güzel 2'si enstrümantal olmak üzere 6 şarkı bulunur. Gelelim naçizane yorumuma. Albümün giriş parçası olan I'm Not Alone'u dinledikten sonra neden bir şarkı bu kadar harika ama bu kadar kısa olur ki diye sızlanmadan edemedim. C-Clown'u dinlediğim ilk şarkıları Far Away yani ikinci albümden daha sonra bu albümün çıkış parçası olan Solo'yu dinledim. Şarkının inanılmaz derecede akılda kalıcı bir melodisi var. Hele yuvarlayarak SOLLO diyişleri. Klip genel olarak çıkış yapmış bir gruba göre oldukça iyi. Zaten bu evlatlarım pırlanta ama değeri bilinmiyor işte -.- Yalnız değilsiniz C-Clown!!


2. MİNİ ALBÜM > YOUNG LOVE


Albümün çıkış parçası FAR AWAY... YOUNG LOVE

01. Far Away... Young Love
02. Good Night
03. Cold (EXID eşlik etmiştir.)
04. Far Away... Young Love ( Akustik ver.)
05. Far Away... Young Love (enst.)
06. Good-Night (enst.)
07. Cold (enst.)

Albümün tamamını dinlemek için tık tık!!

Yine 2012 yılının 14 Kasımında C-Clown comeback yapar. Albümün çıkış parçası Far Away... Young Love'dır ve bu şarkıya tam 9 adet MV çekilmiştir. Evet evet yanlış duymadınız bir değil üç değil beş değil tam 9 tane!! :D İlki sadece Kan Jun ve iki oyuncuyla, ikincisi üyelerinin dahil olduğu haliyle, üçüncüsü ise dans versiyonu ile. geri kalan altı MV ise her üye için kişisel olarak çekilmiştir. Gel de sevme! İlk ve ikinci klipte bir oğlanın -Jun- arkadaşının sevgilisine olan platonik aşkı çok acıklı bir şekilde işleniyor ve bence fazlasla kaliteli bir MV. İzleyin efenim bunalımdan bunalıma koşarsınız ha bide azcık ağzınızı bozarsınız kıs kıs kıs kıs :D Totalde bakıldığında -resmi youtube videolarına- 3.5-4 Milyon izleyiciye ulaşmıştır.3. Versiyonda dans versiyonudur. Üzücü. Neyse gelelim albüm şarkılarına.. Efenim albümün ikinci parçası Good Night adlı bir şarkı vardır ki bende yeri bambaşka olan. O kadar seviyorum ki feci yani anlatılmaz. Bıkmak mı dediniz? İmkansız. Öyle ki Fox Rain'i tahtından edip zil sesim olmuştur. Genel olarak 3 enstrümantal, 1 akustik, 3 normal (?) şarkıyla yine harikalar!

3.ALBÜM > SHAKING HEART


Çıkış Parçası Shaking Heart

1.Hell Yeah!
2.Shaking Heart
3.Go Away
4.Do You Remember?(C-Clown ve ALi)
5.So Pretty

Albümün tamamını dinlemek için TIK TIK!!

Ve tarih 17 Nisan 2013'ü gösterdiğinde C-Clown geri döner. Enstrümantal halleri olmadan taş gibi beş şarkı da koyar albümüne. Bu albümle yıldızları biraz daha parlar. Emeklerinin karşılıklarını almaya başlıyorlardır. ( Kendime karşı gelerek hala hak etmediklerini düşünüyorum bu kadar az dinlenmeyi -.-) Çıkış parçası olan Shaking Heart ile bence çalıştıkları, emek verdikleri çok bariz. Gerek MV kalitesi gerek dansları ile geliştirmişler kendilerini fazlaca. Ama klipteki o kız olmasaydı hem de Ray ile çift olmasalardı çok hoş olabilirdi bence Yedang amca? hıh? Solo'daki çaylaklıklarını atmışlar üzerlerinden. (Hoş Solo çaylaklıktan uzak bir şarkı bence :P). Ben kendim ve iç sesimle kavga ededurayım size öneri vermem gerekirse 1,2,3,4,5 numaralı şarkılara bayılıyorum ehehehheehe :)) Şaka bir yana albümde en beğendiğim şarkı ALi ile olan düetleri. Şirketdaş olarak bir olup bir parça çıkarmışlar ortaya ki bence tadından dinlenilmiyor. Velhasıl kelam yine taçları usulca başlarına konulur Palyaçolarımın.


SINGLE > JUSTICE


JUSTICE Teklisi

12 Şubat 2014. C-Clown Crownlarını daha fazla bekletmez ve bombaysını patlatır. Justice bende EXO-Wolf etkisi bıraktı. Wolf'u ilk dinlediğimde 'Resmen gürültü bu!!' deyip sonradan aşk yaşamıştım kendisi ile Justice de aynen böyle oldu. Önce gürültü gibi gelip kulağım alıştıkça hoşuma giden daha sonra da sevdalandığım bir şarkı olmuştur. Hatta Wolf'tan daha hızlı ısındım şarkıya. MV'si hakkında ise bildiğin büyümüş sıpalar. Bambaşka bir tarz, bambaşka bir müzik, bambaşka bir imaj. Bence fazlasıyla yakışmış. Solo albümündeki danslarına baktıktan sonra Justice'i izleyince fark bariz. Gerçekten profesyonelleşmişler. C-Clown'un kendini tekrar etmeyişini çok seviyorum. Her şarkısı ayrı güzel, her şarkısı beni şaşırtıyor. Justice de tabiri caizse vurdu geçti :))


4. MİNİ ALBÜM > LET'S LOVE



Ve LET'S LOVE

1.Let's Love
2.Babyface
3.Yeah
4.To. CROWN
5.My Lady
6.Justice
7.Tell Me*
8.Far Away*
9.Destiny*
10.In The Car*

*Yeniden düzenlenip (yeni versiyon) yayınlanmıştır.

Albümün tamamını dinlemek için TIK TIK!!

4. albüm bence en bomba olanı, en güzeli, en biricik olanı benim için. 7 Temmuz 2014 tarihinde yani ben çiçeği burnunda bir Crown iken grubumun ilk comebackine tanık oldum.LET'S LOVE! YÜRÜYEN BOMBA! İlk çıktığı günden beri bıkmadan dinliyorum. Her dinleyişimde de hayret ediyorum o kadar güzel olmuş ki bu parça. Afet olmuşlar afet!! Argoya geçtim bunların hepsi fangörllükten kusura bakmayınız. Dansları Justice'den bile iyi. Bu albümle bambaşka bir C-Clown gösterdiler bize Palyaçolar. Danslarından tutunda klibin mükemmelliğine, rapten tutunda nakaratın insanı kendine çekişine Rome'un Ferrarisinden (!) tutunda 6 sıpanın kusursuzluğuna kadar herşiyiyle çok tatmin edici bir albümdür kendileri. Şuanki izlenme sayısı 626.959 Altı milyonu gördüğümüz günler de gelir inşallah. İşte şu dua çok can yakıcı. Nasıl olur da bu kadar iyilerken temmuzdan beri sadece 600,000 dinlenirler?!?!? Yine 'az olsun sadık olsun' kuralını hatırlayarak sakinleşiyorum.

Albümdeki diğer parçalar da bambaşka. Özellikler Yeah en sevdiklerimden ama diğerlerini de başka seviyorum. Anladınız siz. Albümde bir de 'To Crown' isimli şarkı var ki fandom ismimizden ötürü o şarkıya da zaafım var.

Tüm albümleri indirip MP3 Player/ telefonunuza yükleyin ve sessiz bir yere geçin. Takın kulaklıklarınızı, kapatın gözlerinizi ve kulaklarınızın karnını doyurun. Zira bu çocuklar ruhunuzu da kulaklarınızı da doyurmak konusunda fazlasıyla ustalar.


FİLMOGRAFİ

Yavaş yavaş postun sonuna yaklaşıyoruz, bilmiyorum bu kısma kadar dayanabildiniz mi? :D

Yukarıda da bahsettiğim gibi C-Clown'un bitanecik lideri Rome'umuzun çekip, düzenleyip, ayrıntısına kadar herşeyiyle ilgilenip, Crownları için Yutuba yüklediği videolar bütününe CROWN THE CLOWN adını veriyoruz. Kısaca CTS. Şimdilik 7 bölümü yayınlanan bu videolar 6-7 dklıktır ve aşırı dozda komedi, samimiyet, biiiplenmiş sahneler ve kahkaha içerir. Birkaç ekran capsi ve bölümlerin Türkçe altyazılı versiyonlarının linkini vereceğim aşağıda. En azından bir bölümünü izleyin kesinlikle pişman olmazsınız. Ekran capsi için Minnak Crown Luşifoğ'a teşekkür ederim ^^

Crown the Clown 1. Bölüm
Crown the Clown 2. Bölüm
Crown the Clown 3. Bölüm
Crown the Clown 4. Bölüm
Crown the Clown 5. Bölüm
Crown the Clown 6. Bölüm
Crown the Clown 7. Bölüm


Ve ekran capsleri;




Söylenecek daha o kadar şeyim var ki.. Bu postu bir haftada yazmışım. Aslında daha da fazla yazardım ama Rome'un doğum günü hediyesi olması için bitireyim artık dedim. Biliyorum çok uzun, biliyorum ayrıntılı bir post ama C-Clown'u tanımak isteyen birisi için bence fazlasıyle detaylı bir yazı oldu -övünmek gibi olmasında :P - Ben C-Clown'u dinlemeye ilk başladığımda bilgi toplarken Türkçe olarak böyle bir yazı bulamadım. Tanımak isteyenlerinde bu durumu yaşamaması için sıvadım kolları. Umarım umarım umarım beğeneceğiniz, C-Clown'u seveceğiniz bir yazı hazırlayabilmişimdir..


Mesela bu fotoğraf içimi sızlattı benim. Ve daha da çok sevmeme sebep oldu grubu. Bir avuç fan ve onların karşısında dimdik bir C-CLOWN! Sevilmez mi sizce?

Ve son olarak C-Clown benim için uykuya dalmamı sağlayan şarkıların sahibi, dinlerken yüzümde kocaman sırıtmalara sebep olan, CTC sayesinde kahkaha atarken annemden azar yediğim, şüphesiz şimdiye kadar en çok benimsediğim, her başarısına kendim başarmışım gibi mutlu olduğum, onlar o bir avuç insanla fanmeeting yaparken benim ta buradan katılmak istediğim katılamasamda kalabalık olsun diye dualar ettiğim bir grup. Son zamanlarımın kulaklarıma şarkısı en çok dokunan grubu.

Sizi seviyorum çocuklar yükselin, yıldızınız parlasın!!


*Bu post için gerçekten bir hafta boyunca uğraştım o yüzden izinsiz bir şekilde kullanmayınız.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...