23 Şubat 2015

Herkesin bir...






Herkesin bir kitabı olmalı,
altını defalarca çizdiği,
Sözlerini defalarca okuduğu için ezberlediği,
Nereye giderse gitsin yanından ayırmadığı,
Okumaktan sayfalarının, kapağının aşındığı,
Çocuklarına, arkadaşlarına öğüt verirken alıntılar yaptığı,
Sayfalarında final döneminden kalma kahve lekesi olan, yağmur yağarken yanında olduğu için onunla beraber ıslanan, en mutsuz zamanında okuduğu için gözyaşları yüzünden buruşan bir kitabı olmalı herkesin..


Herkesin bir filmi olmalı,
Sevdiğiyle, ailesiyle, dostuyla belki de onlarca kez izlediği,
Repliklerini karakter başlarken onunla birlikte söylediği,
Sonunu bildiği halde her defasında gözyaşlarını tutamadığı,
En azından bir karakterde kendini gördüğü,
Film müziklerini kendine yazılmışçasına benimsediği bir filmi olmalı herkesin..


Herkesin bir şarkısı olmalı,
Her notasını ezbere bildiği,
Defalarca, yüzlerce dinlese de bıkmadığı, bıkamadığı,
Sözlerinde hayallerini, geleceğini, geçmişini, hüznünü, kahkahalarını bulduğu,
Dinlerken ister istemez gözlerini usulca kapattığı,
Ağladığında, güldüğünde, sevdiğinde, nefret ettiğinde, kızdığında, özlediğinde dinlediği,
Kimseyle paylaşmadığı, paylaşamadığı, paylaşmaya kıyamadığı bir şarkısı olmalı herkesin..

Herkesin en az bir kardeşi, dostu olmalı,
Onu kendinden iyi tanıyan,
Yaptıklarının, yapacaklarının hesabını tutmayan,
Aralarına yıllar, kilometreler girse de sesinin tek tınısıyla yanıbaşında hissettiren,
Sessizliğinde çığlık, hüznünde bir damla gözyaşı bulabilen,
Dualarında daima yeri olan,
İki cihanda da 'Rabbim ayırmasın.' dedirten bir dostu olmalı herkesin..

Herkesin bir tebessümü bir de duası olmalı,
Kime söylerse söylesin zararlı çıkmadığı,
Karşılığında sıcacık bir gülüş ve kocaman bir amin aldığı,
En derininden, en içinden gelen, en samimisinden bir duası bir de tebessümü olmalı.

Var mı peki 'benim' diye sahiplendiğiniz, var mı en sevdiğiniz?
Varsa da bilirim kıyamazsınız paylaşmaya. Olsun dursun gönlünüzün en köşesinde.

Kitap, film, müzik, dost kısmını benden de pat diye duyamazsınız belki ama dua uçurabilirim tam da ekranın başından hepinize,

''Hay Allah muradınızı mutluluğunuza karıştırıp da versin.'' ;))

Mutlu, tebessümlü, güzel günlere Şemsseverler~~

20 Şubat 2015

Çok 'Güzel' Sololar Bunlar / Amber - Beautiful



K-Pop aleminde Bayan İdoller sıralamasında en en en en bi sevdiklerim arasındadır Amber benim için. Gerek tarzı gerek tavrı gerek fiziksel özellikleri olsun daima sevmişimdir Amber'ı. Maskülen tarzı benimsemesine rağmen benim gözümde çoğu bayan idolden daha güzeldir. Samimidir. Başarılıdır. Tamam fangirl yanımı uzaklaştırıyorum hemen :)

Amber'in solo çıkış yapacağını öğrendiğim ilk an 'Geç bile kaldı.' demiştim. Oradan f(x) fanı gibi görünüyor olabilirim ama sadece Amber'a fangörllük yapan bir kızım aslında. Amber böyledir Amber şöyledir diyorum ama albüm çıkalı haftalar olmuş ben parçaları yeni dinliyorum. Ki tesadüf eseri dinledim az sonra paylaşacağım iki şarkıyı da. Son zamanlarda gerek K-Drama gerek K-Pop'tan uzak kalışıma veriyorum bu durumu.

Ve gelelim Amber neler yapmış.?

Manolya Kokulu Hikayeler - Kitap Yorumu


Yine giriş yapabilmek için dakikalarca ekrana bön bön baktığım anlardayız pek sevgili Şemsseverler. Lönk diye yapılmış bir post girişine el sallayın. Öncelikle adettendir nasılsınız diye sorayım, sanırım sizde adete uyarak 'iyiyim' diyeceksiniz. Hep böyle olmuyor mu zaten? Şuan şu 'İyiyim.' kelimesinin aşırı derinine inebilirdim ama konumuz bu değil :)

Şu sıralar ülke olarak gerçekten insanlık ayıbı, insanlık suçu diyebileceğimiz manzaralarla karşı karşıya kaldık. Özgecan için ne desek boş, ne yapsak yetersiz. Gencecik bir kız tam olarak vahşet diyebileceğimiz bir olay ile hayatını kaybetti. Bu hepimizin. bu insanlığın suçu bence. Ig hesabımda da yazdığım gibi


'' Hani bazı anlar olur kendini onun yerine koyamazsın, kaldıramazsın bile onun yaşadıklarını düşünmeyi. Ama o yaşar, acı çeker, canı yanar, haykırırır, duyuramaz sesini, belki de 'Anne' demiştir çaresizce çığlık atarken, karanlıkta kalmıştır belki, üşümüştür annesine kavuşamayan elleri belki de, annesinin özlediği kokusuna babasının kollarına koşmak için çıkmıştır yola belki. İnsan demeye dilim varmıyor bu masumiyeti kana bulayanlara, insan demeye dilim varmıyor anasının kuzusuna, babasının meleğine dokunan o ellerin sahibine, insan demeye dilim varmıyor. İşte sırf bu aşağılık yaratıklar için bazen diyorum ki idam cezası neden yok? Ama Rabbim bu hesabı kapatmayacak biliyorum, adım gibi eminim ki bu üç aşağılık yaratık elbet bir gün kat be kat ödeyecek bu yaptıklarının bedelini. Ama istiyorum ki artık Özgecan'lara uzatılmasın lanet olası eller. Cezası ne ise hem bu dünyada hem ahirette kat be kat ödesin. Sırf kadın olduğu için, sırf bedensel olarak güçsüz olduğu için, sırf savunmasız olduğu için kana susayan nefs köleleri artık çeksin ellerini masum, tertemiz beyaz çiçeklerin üzerinden. Özgecan, nur içinde yat kardeşim, mekanın cennet olsun. Aminler...''   

Tekrar böylesi acı manzaralarla karşılaşmamak duasıyla.. Allah ailesine, sevdiklerine sabır ve dayanma gücü versin.






Gelelim kitabımıza. Hepsini birden yazayım derken ancak geçebildim yorum kısmına. Kitabımiz Manolya Kokulu Hikayeler. Kitap bir çok hikaye ve özlü sözün derlemesinden oluşuyor. Daha önce Papatya Kokulu Hikayeler ve Menekşe Kokulu hikayeler yayınlanmış. Sanırım diğerleri de aynı formatta. Kitabın bence en güzel yanı gerçekten sayfalarının mis gibi kokması. Böyle okudukça, sayfaları değiştirdikçe burnunuza vuruyor güzel bir koku. Kitap kapak olarak da oldukça şirin ve albenisi yüksek. Bu görüntüye keçeli ayraç da eklenerek okuyucu daha çok cezbedilmeye çalışılmış. Not: Ben ayraca ve kapağa tav olanlardanım! :) 

 İçerik olarak yorumuma gelecek olursam hikayeler arasında gerçekten çok beğendiklerim oldu. Ana tema 'İnan, iste, hayata gülümse, yapabilirsin.' mantığındaydı. Motive edici nitelikteydi her hikaye.  Kitap tam bir yürüyen Pollyannaydı benim için.Bence beğenmediğim tek yanı buydu. Mutsuz biten tek bir hikaye yok. Hayattan birazcık uzak gibi geldi bana. Dediğim gibi bazı hikayeler cidden çok güzeldi ama toplam çerçeveye bakacak olursam çoğu hatta neredeyse hepsi mutlu sonla biten, tüm karakterlerin bir ders aldığı, hikayelerdendi. Okurken insana hoş bir ruh hali veriyor ama içten içten diyorsunuz ki 'Hadi canım, bu da mı mutlu son?' 

Velhasıl kelam vaktiniz bolsa,  okuyup tebessüm etmek istiyorsanız okunabilecekler listesinde. Hafızanızda 'Ne kitaptı ama!!' diye kalanlardan olmaz belki ama hiç bir kitap boş değildir, değil mi? 

Bugünlük benden bu kadar, bir sonraki posta kadar sağlıcakla, muhabbetle, tebessümle kalın Şemsseverler ~~ Başka kitap sayfalarında buluşmak dileğiyle! :) 

4 Şubat 2015

ŞEMSPARE 1 YAŞINDA!



Ben geldim! Fark ettiniz mi bilmiyorum bir ay kadar bir süredir kapınızı çalmıyordum. Elimde olmayan sebeplerden ötürü birazcık uzak kaldım buralardan. Kelimeler tükenir bazen bilirsiniz, yaşamışsınızdır. Allah yaşatmasın diyorum o anları ama insanız, imtihan dünyası elbet kelimelerinizi, nefesinizi, gülüşlerinizi tüketecek olaylar oluyor. Olmasa hoş ama Yaradan'ın takdiri bu kelam etmek bize düşmüyor. Önemli olan kalp ile şükredebilmek, her şeye rağmen. Her neyse sonuç olarak Şems Kürkçü Dükkanı'na döndü. Aslında ilk yaş yazım 23 Ocak'ta gelmeliydi ama diyorum ya düşünecek ne halim, ne vaktim vardı. Geç de olsa geldim ya mühim olan bu, değil mi? ;)

ŞEMSPARE 1 YAŞINDA PEK SEVGİLİ ŞEMSSEVERLER!

Çok klasik olacak biliyorum ama bu bir sene bana öyle güzellikler, öyle derya gönüllü insanlar kattı ki şükrederken dilim damağım kurusa az kalır. İlk olarak cidden yapabilir miyim, yazabilir miyim, yazsam okurlar mı, okusalar beğenirler mi diye düşünüyordum ve ne yalan söyleyeyim azcık da korkuyordum. Ama şunu söyleyeyim, sen içini döktükçe, kendin gibi oldukça, yazdıkça, yazdıkça, yazdıkça o kadar güzel ilerliyor ki herşey. Bilmiyorum diğer blogger arkadaşlarımda nasıl bir izlenim oluşturdum ama benim cidden güzel arkadaşlıklar edindiğim bir yer burası. Yazdıkça rahatladığım, mutlu hissettiğim bir mecra. Hoşuma gidiyor yahu klavyeme gömülüp dışarıyı unutmak! Hoşuma gidiyor yüzlerini görmediğim insanları gülümsetebildiğimi görmek. Hoşuma gidiyor kilometrelerce ötedeki kardeşlerimle ortak konulardan muhabbete dalmak. Velhasıl kelam ne iyi etmişim de gelmişim. Yani bence iyi etmişim, sizce? :) 

İşte bu döngü içerisinde tam tamına bir yılı tamamlamışım. Ne mutlu bana, çok uzatmıyor hep beraber nice senelere diyorum. Bol gülümsemeli yazılarda görüşmek dileğiyle.. ♥



BİYOGRAFİ

Şemspare 21 Ocak'ta doğdu. İlk yazsını 23 Ocak'ta yazdı. Peter Pan'ın kendisini yetişkinlerin, acının, iki yüzlülüğün, kötü kalplerin olmadığı sadece kahkaların, çikolatadan evlerin, pamuk şekerden bulutların, ayrandan ırmakların olduğu Neverland'e götürmesini bekleyen bir garip bloggerciktir.  Bu bir yıl içerisinde 76 yazıya imza atmış, 28 500 civarı tıklanmaya ulaşmıştır. Blogunu ve IG hesabını tüm sosyal hesaplarından üstün tutup onları evladı misali sevmektedir. Bu bir yıl boyunca tembellik yapmış olabilir, birikmiş onlarca yazısı olabilir, üşengeç olabilir ama o yazmayı, mutlu etmeyi, gülümsetmeyi arzu etmektedir. Okumayı, izlemeyi, uyumayı, yemek yemeyi, hele ki fotoğraf çekmeyi tarif edemeyeceği kadar çok sevmektedir. Kısacası pekte küçük sayılmayan bu kızımız 'bir parça güneş' olmayı istemektedir. Umarım en ufak zerrenizi bile olsa aydınlatabilmiştir. 


Bir sonraki yazıya kadar sağlıcakla kalın Şemsseverler :)



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...